“Ramazan Müslümanlığı”, “Arşın Gölgesi” ve Namaz

 / YORUM-ANALİZ

Bir mübarek Ramazan ayını daha geride bıraktık. Şehr-i Ramazan’ı gereğince değerlendirebilmiş olanlara ne mutlu. Rabbim seneye Ramazan’a sağ salim kavuşturur inşaallah.

Geçen hafta, Ramazan ayının sonuna gelmiş olmamız hasebiyle, sürekli ve kesintisiz ibadete muhtaç oluşumuz bağlamında “namaz merkezli bir hayat” özlemimizi dile getirmiş ve demiştik ki: “Gelin, bütün zamanlarımızı; günlerimizi, aylarımızı ve yıllarımızı “Ramazanlaştıralım”; İslâmî hayatımızın merkezine namazı yerleştirelim; “Namaz/cami merkezli” bir hayatı yeniden inşa edelim.”

Bu özlemimiz, halkımızın yılda bir ay oruç tutmaya, yine yılda bir bayram namazı kılmaya, kurban kesmeye ve haftada bir Cuma namazı kılmaya gösterdiği ilgiyi beş vakit namaza göstermemiş olmasından kaynaklanıyor elbette.

İşte burada, halk dilinde “Ramazan Müslümanlığı” veya “Cuma Müslümanlığı” denilen bir vakıa ile karşı karşıya kalıyoruz: Çoğunluğu cumadan cumaya namaz kılmakla veya Ramazan’dan Ramazan’a oruç tutmakla yetinen ama dörtte üçü namazı beş vakit kıl(a)mayan insanımız...

Böyle olunca da, Ramazan ayında orucun ve diğer ibadetlerin bereketiyle kuşanılan manevi duyarlık, ne yazık ki bayramla birlikte adeta bir anda ortadan kalkıveriyor; haramlara ve günahlara alabildiğine açık hale geliniyor.

Oysa mümin kulları günde beş kez Rablerinin huzuruna taşıyan ve Ankebut suresinin 45. ayetinde beyan buyurulduğu üzere, “kişiyi her türlü fahşâ (büyük günah ve haramlar) dan ve münker (kötülük) den alıkoyan” namaz ibadetimiz var.

Namaz, Müslümanların hayatında pek çok açıdan merkezî, belirleyici ve inşa edici etkileri olan bir ibadettir. Sadece bu dünyada değil, aynı zamanda ahiret hayatında da belirleyicidir. Peygamber Efendimizin (s.) beyanına göre;

Kıyamet gününde kulun hesaba çekileceği ilk ameli onun namazıdır...” (Tirmizî, Mevâkît 188. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 149; Nesâî, Salât 9; İbni Mâce, İkâmet 202)

Hesap Günü’ne yakîn/kesin olarak iman eden ve o dehşetli günde işimizin kolay olmadığını bilen Müslümanlar olarak, namaz başta olmak üzere tüm salih amellere sarılarak kendimizi ebedi azap ve hüsrandan kurtarmaya gayret etmeliyiz.

Yazımı, Kıyamet Günü azap ve hüsrandan kurtulmanın yollarını anlatan bir hadis-i şerif ve o hadiste sözü edilen “gölge”nin ifade ettiği anlamı az da olsa kavramama vesile olan bir tecrübe ile toparlamak isterim.

Ebu Hüreyre’den (r.a.) rivayet edildiğine göre, Peygamberimiz (s.) şöyle buyurdu:

“Başka bir gölgenin bulunmadığı Kıyamet gününde Allah Teala, yedi insanı, arşının gölgesinde barındıracaktır:

- Adil devlet başkanı,

Rabbine kulluk ederek temiz bir hayat içinde serpilip büyüyen genç,

Kalbi; mescidlere bağlı Müslüman,

Birbirlerini Allah için sevip; buluşmaları da ayrılmaları da Allah için olan iki insan,

Güzel ve mevki sahibi bir kadının beraber olma isteğine “Ben Allah’tan korkarım” diye yaklaşmayan yiğit,

Sağ elinin verdiğini sol elinin bilemeyeceği kadar gizli sadaka veren kimse,

Tenhada Allah’ı anıp gözyaşı döken kişi.” (Buhari, Ezan 36, Zekat 16, Rikak 24, Hudüd 19; Müslim, Zekat 91. Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 53; Nesaî, Kudat 2)

Herkesin kendi derdine düşeceği ve kimsenin kimseye faydasının olmayacağı o dehşetli Hesap Günü’nde insanların sığınacak bir gölgelik bulabilmelerinin ne büyük bir lütuf ve mazhariyet olduğunu, geçen Cuma namazı ve Kadir Gecesi öncesi Mekke’de Mescid-i Haram’da yaşanan izdiham esnasında kısmen de olsa farkettim. Resmi ölçümle 43 derece sıcakta Cuma namazı kılacağı bir yer bulabilmek için o yana bu yana koşturan tahmini 3 milyon müminin ibadet şevki görülmeye değerdi doğrusu. Ancak, gerçekte 50 dereceyi bulan o kavurucu sıcakta başını sokabilecek bir gölgelik ararken bazıları fenalık geçiren ve yüzüne birkaç damla “can suyu” döktüğümüzde kendine gelen insanların hali tam da o kıyamet anının dehşetini hatırlatıyordu doğrusu...

Rabbim, o dehşetli Hesap Günü’nde hesabımızı kolay eylesin ve “arşının gölgesinde” gölgelenmeyi hak edecek o güzel amelleri ifa etmeyi ve o güzel ahlâkı kuşanmayı cümlemize nasip eylesin. Âmîn.

Ramazan Bayramımız hayırlı, bereketli ve ümmetin günah-şirk zulmü dahil, diğer tüm zulümlerden kurtuluşuna vesile olsun.

(Abdullah Yıldız)

 Okunma Sayısı : 1150         06 Temmuz 2016

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 408434

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.