Gerçek İstilayı Farketmek - Tarihsel Hesaplaşmalar Yapmak

 / YORUM-ANALİZ

Amerikanın, Avrupanın ve Siyonizmin ortak çıkarları, ideolojik emperyalizm olarak somutlaşıyor. Ortadoğu bölgesinde yakın geçmişte yaşanan eksen savaşları sırasında Türkiye'nin, ideolojik emperyalizmin çıkarları doğrultusunda araçsallaştırılması, Türkiyeyi büyük bir siyasi gerilime ve büyük kırılmalara mahkum etti. Sözünü ettiğimiz süreç içerisinde, İsrail bir tek taş atmaksızın bin tane kuş vurduğu halde, bölge ülkeleri bin tane taş attıkları halde tek bir kuş vuramamışlardır.

İdeolojik emperyalizmin, batıni bir sapkınlık ve despotluk hareketini araçsallaştırarak, kanlı bir darbe girişiminde bulunmasını, bu korkunç militer darbe girişimi karşısında halkımızın zulme ve faşizme karşı anlamlı direnişini konuşurken, içerisinde yaşadığımız, ideolojik/zihinsel/kültürel batılı istilanın, bizlere dayattığı kavramsal çerçevenin sınırları içerisinde kalarak değerlendirmeler/tartışmalar/yorumlar yaptığımızı maalesef farketmiyoruz.
 
Kendilerini, aziz İslam'a nisbet eden zahiri ve batıni terör unsurlarının neden olduğu kıyım, kırım, tahribat ve katliamlar, etnik karşıtlıklar ve mezhepçi rekabetler karşısında, İslam dünyası toplumlarına ve kültürlerine, bu trajik durumu aşabilmeleri için din-siyaset ayrımının kaçınılmaz olduğu düşüncesi telkin ediliyor; bu konuda, seküler dünya görüşünün nihai bir çözüm olduğu fikri dayatılıyor, bu konu ısrarla gündemde tutuluyor ve istismar ediliyor.
 
Bugünün Hıristiyanlığı siyasal ve ideolojik bir tavra/duruşa sahipken, küresel siyaset haçlı bir içerikten bağımsız değilken, bu tür değerlendirmelerin ve tartışmaların yapılabiliyor olması çok manidardır. Bugünün dünyasında sömürgeci siyasetler, uluslararası hukukun temel kurallarını bütünüyle yok sayabiliyor, devletlerin hukuki eşitliğine hiçbir şekilde saygı duyulmuyor.
 
Sömürgeci-kolonyalist sistemin, bilginin, dilin, kültürün, kavram ve kurumların belirlediği bir çerçeve içerisinde konuşlandırılan, yapılandırılan bir toplumun, ülkenin, kültürün; gerçek bağımsızlıktan, gerçek direnişten söz edebilmesi için, her şeyden önce bu konumlandırmaya, yapılandırılmaya direnmesi; kendi dünya görüşü, kültür ve medeniyet referansları temelinde, bağımsız bir model ortaya koyması gerekir. Günümüzde İslam dünyası toplumları çok derin yapısal hasarlar, bilinç hasarları içerisinde yaşıyor. Bilinç hasarlarını giderebilmek için, İslam toplumlarının nasıl tarihin dışında kaldıklarını, tarihin taşrasında yaşamayı nasıl içlerine sindirebildiklerini, sömürgeci sistemle nasıl uzlaşabildiklerini, tarihsel bir hesaplaşma konusu yapmaları gerekir.
 
İslam dünyası toplumları, sayısal/fiziksel/biyolojik/niceliksel varoluş biçimiyle bütünleştikleri için, kolonyalist dünya görüşü ve hayat tarzını, Batı siyasal düşüncesini taklit ve kopya etmekle ilgili ciddi bir sorun yaşamıyor. Sayısal var oluşlarımız sebebiyle, ırkçı ideolojiler tarafından oluşturulan sömürgeci bir tarihin tahakkümüne, fikirlerle oluşturulabilecek bir tarihle cevap veremiyoruz. Toplumlarımızda bugün, bu amaca yönelik olarak, bu zeminde hiçbir çalışma yapılmıyor. 
 
İslam dünyası toplumlarında; evrensel akla, ümmet ahlakına yabancılaşarak, etnik ve mezhepçi akla, ulus devlet aklına kapandığımız, batıniliğin aşırılıklarını ve sapkınlıklarını müsamaha ile karşılayan bir gelenek oluşturduğumuz günden bu yana, toplumlarımıza yönelik ideolojik fetihler yoğunlaşmış, başarılı ve etkili olmuş, ideolojik fetihler tarafından zorla dayatılan indirgeyici kavramlar, belirleyici hale gelmiştir. Bugün, Ortadoğu bölgesinde yaşanan her şey, bölgenin jeopolitik yapısının; Amerika, Avrupa ve İsrail hegomonyasını tehdit etmeyecek bir doğrultuda düzenliyor. Amerikanın, Avrupanın ve Siyonizmin ortak çıkarları, ideolojik emperyalizm olarak somutlaşıyor. Ortadoğu bölgesinde yakın geçmişte yaşanan eksen savaşları sırasında Türkiye'nin, ideolojik emperyalizmin çıkarları doğrultusunda araçsallaştırılması, Türkiyeyi büyük bir siyasi gerilime ve büyük kırılmalara mahkum etti. Sözünü ettiğimiz süreç içerisinde, İsrail bir tek taş atmaksızın bin tane kuş vurduğu halde, bölge ülkeleri bin tane taş attıkları halde tek bir kuş vuramamışlardır. Olgusal gerçekleri dikkate almayan romantik bir ütopyacılık hezimete uğramıştır.
 
Bugün, toplumlarımız, sömürgeci ihtirasların ideolojik araçları olan kavram ve kurumlar aracılığıyla istiskal edilerek, kontrol ediliyor, baskılanıyor, cezalandırılıyor, istikrarsızlaştırılıyor. İslam dünyası toplumları, sözünü ettiğimiz bu araçların, evrensel ve standarlar halinde toplumlarımıza dayatılmasında bir sakınca görmüyor. Toplumlarımız bir yanda kolonyalist dünya görüşü tarafından İslami dünya görüşüne yabancılaştırılırken, bir diğer taraftan da içeriden kaynaklanan batıni hurafelere dayalı, terörist bir cinnetin tiranlığı ile karşı karşıya geliyor.
 
Günümüzde, gerek içeriden ve gerekse dışarıdan İslami bütüne/dünyaya yönelik ağır saldırılar karşısında, zihinsel bir devrimin, kültürel bir devrimin imkanları üzerinde çalışarak, evrensel İslami dilin/bilginin/söylemin/bilincin/ufkun/dayanışmanın/bütünleşme hareketinin/bütünleşme iradesinin ifadesi olmamız gerekirken, devlet aklı ve devlet realizmi tarafından inşa edilen milliyetçiliklere, ulus-devlet sembollerine-kutsallarına geri dönüyor, küresel içerikli istilanın "böl-yönet" stratejilerine bir şekilde yardımcı olabiliyoruz.
 
İslam dünyası toplumları ve kültürleri, emperyalizm çağında, bilginin Avrupanın tekeline geçişiyle birlikte, ideolojik nüfuz ve denetim altına girdiler. İdeolojik nüfuz ve denetim, toplumlarımızda sosyal-kültürel-siyasal yapıları/ilişkileri dönüştürdü. Yayılmacı emperyal bir yönetim modeli ve bu model tarafından ilhak edilen, dönüştürülen toplumlarımız bugün, sözünü ettiğimiz bu modelin meşruiyetini ve saldırgan üstünlük-tahakküm siyasetlerini konuşmuyor. Tarihsel, kültürel, felsefi vizyon sahibi, evrensel çapta düşünen düşünürlerimiz olsaydı, Fransız Devrimiyle birlikte oluşturulan, sözünü ettiğimiz modelle ilgili olarak, Nietsche'nin yaptığı değerlendirmeyi yapmaya cesaret edecek, bunun "korkunç bir maskaralık" olduğunu söyleyebilecekti.

Atasoy Müftüoğlu

 Okunma Sayısı : 1679         26 Ağustos 2016

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 649138

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.