Müslüman Kadına Dair sorulanlar üzerine. - Sabiha Ateş ALPAT

 / HABERLER

Ben tv programlarında dine dair bir şey dinlemeyi tercih etmiyorum.Özellikle de din ile alakası olmayan tv lerde. Bizi takip edenlerden  yazıya konu ettiğim hususta son günlerde epey mesaj ve soru aldım.  Bu konuda  cevap isteyip  ne düşündüğümü merak edenler var.

Bir kere Kadın konusunun yıllarca  istismar edildiği bilinen bir gerçektir.  Tarih boyunca gündemden düş(e)medi.Az bir araştırma yapan sağduyulu herkes kadın üzerinden nasıl oyunlar oynandığını görebilir.  Feminizm,modernizm,çağdaş kadın gibi  kulaklara hoş gelen küfri kavramları gündeme yerleştirdiler.Kadın hakları, özgürlük gibi içini, batılı batıl manalarla  doldurdukları  kavramları bayraklaştırdılar. Bunun için şu sebep bu sebep aramaya hacet yok zira küfrün amansız savaşı hep sürdü ve sürecek. Kadını bozmak toplumu bozmak anlamına geliyordu.kadını ifsat edince   aile ve toplumun ifsadı kolay olacaktı.Bunun için her yol denenmeliydi,denendi,deneniyor denenecek.

Kötü propagandalarına  dini  karıştırmakta ve din hakkında meramlarına uygun  fetvalar uydurmak ta kullandıkları yöntemlerden biriydi. Onlara göre, din kadını eziyordu.Haklarını kısıtlıyordu. Söz hakkı olmayan , sadece erkeğin  hizmetinde olan biriydi.Hiç bir şeye itiraz hakkı olmayan tipik bir ev kölesi. Tarifleri buna uyuyordu.Fikri sorulmayan biri derken hudeybiye de Peygamberimizin hanımıyla istişare edip ona göre saç traş ettiği gözlerden kaçtı ve ya kaçırıldı.

En azından yaşadığımız ülkede  harf inkılabıyla köklerinden koparılan  insanımızın hakikatlere ulaşması  uzun zaman aldı.İşin aslının onların dediği gibi olmadığını anlayana kadar   toplumsal çözülme epey yol kat etti.Ya geleneksel algılarla saçı uzun aklı kısaydı. Ya da modernist algılarla  özgür had bilmeyen biri.
Kimdir Müslüman kadın? Görevleri nelerdir?. Hakları nelerdir?. Bu konu çok sattığı için gündemde tutulmalıydı. Tam yetkin olmayan isimlerle ekranların tartışma konusu  oldu ve olmaya devam ediyor.

Tesettüründen,eşine karşı görevlerine. Ev sorumluluğundan  toplumsal sorumluluğuna. Ekonomik özgürlüğünden eşine itaatsizliğine kadar her şey gündem edildi,ediliyor.

Kimdir Müslüman kadın?. Vasıfları nelerdir? En çok tartışılan konulardan biri olan eşine karşı görevleri nelerdir? .

İslam kimliğinin olmazsa olmaz şartlarını bilinçli olarak kabul etmiş hanım Müslüman kadındır. Red ve kabullerinin farkındadır.Kabul ettiği  dini, kendisine önce isyanı öğretmiştir. Baş kaldırmadan baş eğilemeyeceğini okumuştur Alak suresinden.Yalnızca ve yalnızca Allah'a kulluğun gereği olarak sadece Allah'ın emirlerine  boyun eğer. Bu nedenle secdesi sadece Allah'a dır. Rükusu sadece Allah'a.İtaati Allah'a olduğu gibi isyanı da Allah'ın razı olmadığı her şeye ve herkesedir.

Hak ve görevleri taksim eden Allah'tır ve Müslüman kadın da buna boyun eğendir ve sonra da Allah'ın   taksim ettiği insan haklarına riayet eden.Bu haklardan tartışmalara konu olan bir kaç hususa vurgu yapmak gerekirse mesela;

Ana ve Baba hakkı!.

ayetler ana ve baba hakkına net şekilde  açıklık getirmiş kadın erkek demeden ana ve babanın  hakları,bakımı, inceltilmemesi gerektiği emredilmiştir.Hizmet konusunda  kadın erkek arasında  (maddi hariç) bir ayırım yoktur.

"Alt katta oturan bir babanın cenazesine bile eşi izin vermeyince gidemez"    gibi uyduruk hikayelerle   kadının eşe itaati anlatılamaz.Ana  ve baba hakkı bunca büyükken alt katta  ölen babanın ziyaretine gitmemenin maslahatı nedir. Din maslahat değil midir?. Ve ya alt kata inen bir kadının hangi fitneye mahal vereceğinden korkulmaktadır?.

 Makul çerçevede  kadını  ana baba hizmetinden ve ya ziyaretinden eşin engelleme hakkı yoktur.İslam, sıla-i rahme   koyduğu   görevler de bir çoğu farz ve vacip hükmündedir.Farz ve vacip hükümleri kimsenin ilga etme hakkı yoktur.

Kadının sesi konusunda  da uydurulmuş bir çok rivayetler   kıssa edilmektedir."Fatma anamız

ağzına taş koyarak konuşurmuş"  diye anlatılırken kimse de çıkıp demiyor ki mescid de mihir konusunda  Ömer'e  (r.anh) "Allah'tan kork ey Ömer Allah'In verdiği hakkı  sen kısamazsın " diye seslenen  hanıma Ömer'in  (r.Anh) cevabı"Kadın doğru söyledi  Ömer yanıldı" olmuştur. Ömer (R.Anh) gibi net bir sahabe kadına "Sesin haramdır kıs" dememiştir.Hem konuşurken sesin kıvırtılması,inceltilmesi yasaklanmış,konuşmanın kendisi yasaklanmamıştır. Sesin avret olduğunu söyleyen hiç bir alim yoktur.Bu konuda acı bir tecrübemiz şöyledir. Bir hoca efendiye soru sormak için eşimin yanında aradım. Hoca efendi derhal eşimi sordu. Yanımda olduğunu söyledim. Telefonu eşime vermemi söyledi,verdim.Soracağım mesleyi ben eşime söyledim, eşim  hocafendiye,cevabı hocaefendi eşime söyledi eşim bana.Allah aşkına din bize bunu mu emrediyor?.Dini bir mevzuyu sorarken hangi fitneye düşürülmekten korkulmaktadır?.Nasılsınız  Hocam? diye sorduğunuz  adamlardan sorunuza cevap alamamanız hangi fetvanın gereğidir?:

 Bunu söylerken de konuşma da hiç bir ölçü gözetmeksizin laobali bir diyalog kastımız değildir.

Kadının eşe karşı görevlerinde kaynağında sıkıntıların olduğu   iki zayıf senetli hadisi  gündem ederek " Secde caiz olsaydı kadını erkeğe secde ettirirdim"ya da "Erkeğin her yanı irin olsa (afedersınız)  kadın diliyle yalasa hakkını ödeyemez". Neden ki?. Vallahi bilinçli bir hanım Allah'tan başkasına secde edecek değildir. Eşin emirlerine de Allah'ın emirlerine uygun olduğu müdettçe itaat eder.Erkeğe de kadına da hakları eren Allah'tır.

Veda hutbesinde peygamberimiz buyurmuştu .. "Sizin kadınlar üzerinde hakkınızonların da sizin üzerinizde hakları vardır."
Erkeklerin, adalet ölçülerine göre kadınlar üzerinde hakları olduğu gibi, kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır."(Bakara:228).

Evet; Erkek  kavvamdır. yetkilidir. Evin reisidir.Bunun anlamı kadının kayıtsız şartsız erkeğe itaat etmesi  değildir.Erkeğe itaat Allah'a isyan içeriyorsa bu durumda kadın  itaat ettiği için günaha girer.

Allah'ın farz olarak belirlediği konularda kadın erkekten izin almaz.Bununla şunu demek istemiyoruz,ev de iletişim dilinin kavga ile belirleyip  "Senden izin almıyorum" gibi kaba bir tavır değildir. ALLAH' İZİN VERDİĞİ KONULAR ERKEĞİN YETKİ ALANI DŞINDADIR VESSELAM

KADININ DÖVÜLME MESELESİ.

Bu dinin emredeni Allah (cc)  örnek uygulayıcısı peygamberimizdir (sav) Kaç kez hanım dövmüştür?.

 Yasin suresinde  açıkca anlatılan bir kıssa vardır  ve ayette  şöyle haber verilir.

وَاضْرِبْ لَهُم مَّثَلاً أَصْحَابَ الْقَرْيَةِ إِذْ جَاءهَا الْمُرْسَلُون"َ

Altı çizili  bölümlere dikkat edersek "Onlara kasaba halkının misalini ver" meal bu. Oysa ki اضْرِبْ  kelimesi   vur demektir. Kasaba halkının haberini  vur denmemiş   misalini ver denmiştir. Derebe fiili vurmak anlamında olduğu gibi  darbı mesel dendiğinde de  aydınlatıcı örnekler vermek anlamında değil midir?!.Evet  "Vur "  diye tefsir edenler vardır.Böyle tefsir edenlerin kastı da  yemek pişmedi,ütü yapılmadı  olmasa gerektir.Aile yapısının dağılmaması konusunda bir dizi  tedbirler alınmıştır  bunu da bunlardan biri olarak görmüş olmaları  muhtemeldir. Kaldı ki tekrar ifade etmek gerekirse Peygamberimiz  örnektir,önderdir. Kaç kez hanım dövmüştür!. Kaç kez azarlamıştır!. Bir keresinde hanımları O'na eziyet ettikleri halde yine de sabırla muamele etmiştir.Bu dinde bizi Peygamberimizden başkası örneklik anlamında bağlamaz bu böyle biline

  Kadına şiddet  diyerek    yaygara koparanlar malzeme olarak bir de çok eşliliği kullanmaktadırlar.
Kadına şiddetin her türlüsünü sizden öğrendi dünya.Bir kadınla evlenip  bir kaç kadınla o kadının aldatılmasını da.Kadınların emeğinin sömürülüp,reklamlara alet edilmesini de yaşı geçip işe yaramadığında da bir kenara atılmasını da.

ÇOK EŞLİLİK!:

Sanki farz bir emir gibi algı oluşturulmaktadır bilinçli olarak.Ayetin sonunda   tek eşliliğin tavsiye edildiği çok eşliliğinde adalet şartına bağlı olduğunu gözden  kaçıranlar bilinçli müminleri kandıramazlar.Dünyanın  her türlü hali vardır derler. Zor şartlarda birinci hanımda mağdur edilmeden ikinci evlilik  olması gerekendir. Kişinin çocuğu olmayabilir, ciddi bir hastalığın sahibi olabilir vs.

Hem çok eşlilik için yaygara koparmanıza gerek yok, zira bu  hükümler Allah'a gönülden  boyun eğen Müslümanlar içindir sizi ilgilendiren bir durum değil. Tek eşlilik diye dayatan modernizm algısı kaç kadınla  tek eşe ihanet etmektedir.Namus algısının bu denli ucuzlatılması, zinanın serbest olmasının savunulması neyin belirtisidir?!.

Sonuç olarak;

Evin reisinin erkek olması kadın için bir zül değildir.Ve de bu reislik diktatörlük değildir.

Kadın dövün diye farz bir emir yoktur. Yuvayı kurtarmak  islah etmek adına çeşitli tedbirler vardır.

 Çok eşlilik  azimet değil ruhsattır. Ve iyi ki bu ruhsat verilmiştir.

Kadın bir fitne unsuru değildir. Aile ve toplumsal islahın bir Öznesidir.

Kadının görevi bir erkeği memnun etmek değildir. Allah'ın rızası doğrultusunda  Allah'ın koyduğu haklara riayet etmektir.

Özellikle İSLAM DAVASI uğrunda erkeğin kendisine kendisinin erkeğe köstek olması  değil destek için vardırlar. Vesselam

Sabiha Ateş Alpat.

 Okunma Sayısı : 1816         17 Şubat 2016

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 262902

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.