Matematik ’ten Neden Korkarız? - Ramazan ACAR

Düz anlatım şeklinde öğretilen matematik çocuklarımız için anlaşılmaz, sıkıcı, zor ve nefret edici bir ders haline gelir. 

Dünyada pek çok öğrenci matematiği başaramayacağını düşünerek kaygılanmakta ve matematiğe karşı olumsuz tutum geliştirmektedir. Daha da kötüsü; bu duygu yumağı insanları çaresizliğin öğrenilmişlik psikolojisine götürür. Bunun sonucu olarak kendilerinin matematiği öğrenecek kadar zeki olmadıkları kanaatine varmaktadırlar. Bazen de bu korkuyu sadece kendilerinin yaşadıklarını düşünürler. Bunlar tamamıyla yanlış düşüncelerdir. Üst düzey akademisyenler ve matematikçiler de bu korkuyu yaşayabilirler.

Yüce Rabbimiz dünyayı insanın emrine amade kılmıştır. Her şey insan içindir. Dünyada yaratılan ve yaşadığımız evrende insanın keşfiyle elde edilen her şey araçtır. Hiçbir şey amaç olmamalıdır. Matematik de bunlardan sadece biridir. Matematik de bir amaç olmayıp araçtır, yani matematik insan için vardır. İnsan matematik için değil. Matematik çocuklarımızı mutlu etmek yerine mutsuz ediyorsa, düşünmeyi öğretmeyi değil de düşünmeden kaçışı körüklüyorsa, matematik korkusu toplumlarda bir hastalık konumuna gelmişse, bir yerlerde yanlış yapıldığı anlaşılmaktadır. Başarmak için öğrenilmiş çaresizliğe son vermeliyiz. Tarihte başarılı insanlara baktığımızda çoğunun birçok denemelerden sonra başarıya ulaştıklarını görürüz. Başarısızlık bir son değil başarının ilk adımları olarak görmek gerek. Yanlış yapmaktan korkmak hiçbir şey yapamamaktır. Bir yere varmak isteyen bir kişi yürümekten korkarsa gideceği yere ulaşması mümkün değildir. Çalışan insanlar hata yapar, yürüyen insan düşer, matematik sorusu çözen yanlış yapar, ancak her yapılan hata, her düşüş ve her yapılan yanlış bizim çalıştığımızın, yürüdüğümüzün ve doğruya doğru gittiğimizin, bu yolda caba gösterdiğimizin kanıtıdır. 

Matematiği kaygıya dönüştüren etkenlerden bazıları;

Zeka düzeyinin matematik dersine odaklanması,

Çevresel etkenlerin bireyde matematiğin zor ve sıkıcı olduğuna dair ön yargı oluşturması,

Matematik dersine ilgi duymayan bir öğrencinin sayısalcı olmaya zorlanması,

Temel konulardaki eksiklikler,

Öğrencilerin seviyesini dikkate almadan, öğretmemiz gerekenleri sürekli zorlaştırarak öğretmeye çalışmak,

Ailelerin ve öğretmenlerin "matematik çok önemli" gibi söylemleri,

Ailelerin ve öğretmenlerin bir kısmının problemin çocuktan kaynaklandığına inanmaları,

Matematik eğitiminde kullanılan eğitimsel yöntemler.

 

Bu korkuyu nasıl yenelim?

Öğrencileri, çaresizliğin öğrenilmişliği psikolojisinden kurtarıp, ben matematiği anlamıyorum, yapamıyorum gibi olumsuz düşünce ve kaygılardan kendilerini arındırıp, pozitif düşünmeye yönlendirmeliyiz.

Öğrencilerin aktif katılımıyla gerçekleşen, neyi, nasıl öğreneceğine kendisi karar veren aktif öğrenme yöntem ve tekniklerine önem verilmelidir.

Zeka düzeyinin matematik dersine odaklanmaması gerekir.

Kolaydan zora doğru bir yol takip edilmelidir. Önceki konularda eksikler varsa öncelikle bu eksiklikler giderilmelidir.

Ailenin ve öğretmenlerin sürekli matematik önemli, dikkatli olmalısın gibi söylemleri varsa bundan vazgeçilmelidir.

Öğretmen notu silah olarak kullanmamalı ve olumsuz tutum sergilemekten kaçınmalıdır.

Öğrenciden kısa zamanda çok soru çözmesi istenmemelidir.

Öğrencilerin küçük de olsa ilerlemelerinin dikkate alınması ve hata yapmalarına izin verilmesi bu korkunun üstesinden gelinmesinde önemli etkenlerdir. 

 Okunma Sayısı : 1399         11 Mart 2016

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 280944

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.